laflar

as a 16 years old young man, without knowing english, i simply was fascinated by this song …

for 30 years? i have been looking for it …

until one day, by accident, i found it on the internet …

today …

almost 40 years later …

trapped in an illusion …

speaking english …

i understand why i was so fascinated by this song …

fate? …


http://www.youtube.com/watch?v=TXJpgqhWvNY


nesneleri betimlememek kararımdan memnun olduğumu görüyorum olabildiğince kayıt altına alınmamış bir hayat.

ölecek herşeyi bir tırnağın içine almak fikri beni çok yoruyor.

sakinim.

karışık bir meyva kokteyli yapmak ile aşk arasında nasıl bir ilişki olabilir?

bir kokteylde elde doğanın bize getirdiği ürünler var.katılar.

ve aşk için bedenleri bir tarafa bırakmanın ne kadar aptalca olduğunu görmek için yeterli bu denge.

herşey mi kötü?

kötü demedim.herşey böyle.herşey böyle.sadece gerçeklerden bahsediyorum.

mesela bankaların 6 ayda bir bizden aşırdıkları.

bu bir gerçek öyle değl mi?

bir diğer yandan oturduğum dairenin üst katında bir kadın oturuyor.büyük ihtimal yanında bir adam var.ve bu adam elbette kocasu.yalnız çöpleri bulunduğu kattan aşağıya atıyor.basket yapıyor koskaca kadın.garip ama kadının bu durumu bence oldukça seksi.

edindiği çocuğa rağmen hala basket yapıyor olması beni sevindirdi.onu seviyorum.yok o kadar da değil.

onu sevmiyorum

sadece o var.

hep ölümden bahsetmiyorum aslında demek istediğim bu.

kredi kartları ve üst katımda oturan kadın varlar….

beni ilk defa o hissi yaşadığı yere götürdü.

seramiklerin olduğu bir tuvalet.hastalık ciğerlerinde büyüyordu.belki o an bile.ve ben sanki hastalığın nasılda doğduğunu o an oradaki ışıktan anladım.

seramiklerin yapıldığı imalathaneler doğurdu bu hastalığı.

sonra yaşadığı bir çelişkiyi anlattı.ölmüyor gibi hissediyormuş.sanki bir yolculuk gibi.

garip bir şey söyledi.

bir yolculuk fikri.herkes buna alışıktır dedi.herkes bu hisse alışıktır.

sonunda bitecek bir yolculuk tek bir fark var.

benim yolculuğum daha kısa sürecek.

onu o odada bıraktım.işin kötü tarafı kendi hayatına dair söylediği şeyleri bir tarafa bırakabilsem bile.kendimi onun betimlemesinden kurtaramıyordum.beni yakaladı.

hemen ailemin yanına koştum.

aksine burada zaman çok daha yavaştı.yavaş ve mekan zamanla ahenk içinde idi.

bir insanın başına gelecek en kötü şeylerden birisi mekandan daha hızlı bir hastalığa yakalanmaktır.

bu en kötüsüdür.

bir yerden düşerken tutunacak birşey bulamamak gibi.çünkü insan yaşlanmaya tutunur çünkü insan geride bıraktıklarına eskiyen şarkılara geride bıraktıkları şiirlere tutunur.oysa bu sentetik bir boya gibi.

gözünün önünde senin zamanla eskiyeceğini belki kurtlanacağını hayal ettiğin tabutuna hemen bir boyayı basmaları gibi.

boyanmış bir tabut gibi.

ona yol açın

artık dönüp geleceği bir yeri kalmayan çocuğa bir yer açın

tüm kapıları zorlayacak

bir düşü var ve bugünün matematiğinden pek uzak

yenilgiye açık şu çocuğa bir yer açın

elindekini kaybetmek için yeterince sebebi var

çelişkiler olduğunu farketmek zor değil

bu çelişkilerin kendi ruhunda olduğunu ve sonrasında buna rağmen tercih yapmaya roller biçmeye hazır olmak zor olan

bir bedel duruyor tüm ihtimaller bir bedeli tutuyor.

kimse masum değil hikayesi biraz yön değiştirmiş gibi.

kimsenin masum olmaması eskidi şimdi

masumiyetin kaybını nasıl yüklendiğimiz önem kazanıyor

kim nasıl kaybetti 

yine de bütün mitolojik imgelere karşı bir ilk vardır her öznenin bir büyük tercihi

bir büyük şeytanlaşma anı bir büyük cinayet bir büyük geride bırakma

sonrasında olan bütün bunları hayatın dili geçmiş zamanlarına bir bütün olarak yaymak ve kendindeki o şeytana göre konumlanmak.

iki virgül arasında yine de tüm mahkumlar bir otobüs bekliyor gibi

hala vapur sesinde uykusunda uyanıyor istanbullular.

iki virgül arası kaç cinayet tekrar meşrulaştırıldı asıl bunu merak ediyorum.

aralarında aramızda gezdiğin gibi gezdiğimizde…

yani gerçekten sustuğunda.yani soluğunu hırsla değil yani bir cevap için değil.sadece öylece geldiği gibi aldığımız ilk gün,

ne oldu sanıyorsun.bazı fotoğraflar indi manşetlerden.harfler küçüldüler.virgül bilhassa önem kazanırken noktalar ünlemler terkedildi teslim edildi.gençlere.noktaları gençlere teslim ettin..

bazı resimler iddialarını kaybettiler ve yarıştan çekildiler.

emeklilik dönemlerini de yaşamıyorlar.

yeni bir biçim…

nerden çıkmıştı bu hayal.hatırlamıyorum.işte böyle birşey hatırlamam gibi.

nerden çıkmıştu bu hayal?

bu hayal babamın kaldığı iki virgül arası bir yerde filizlendi.

küfredemeyecek olmak halinden geliyor.küfredecek kadar kötü kimsenin olmadığı bir yerden.ölümden daha ağır faturaların ödendiği bir yerden geliyor sesler.

korna sesinden hala nefret ediyorum.ramazanda yolda olmaktan da.

ama artık dışarı çıkmıyorum.bu arada

hatırladım nereden çıktığını hayalin şu para meselesinden çıktı.

şu arada iki cümle arasında sıkışıp kalmış.oracağa saklamışsın paraları.

nasıl paylaştırılacağını düşünüyordum.

mezar bulunuyor yaşlılara.ama bakıcı gerek ölmeleri için.

ölmeleri için para gerek.ve ölümleri de para gerektiriyor.

oysa yeni bir kadın var hayatımda.yeni bir aile kurmak istimesem de.biraz tatile ihtiyacım var.annemin ölümünü izlemek zorundayım.

susmak beklemek zorundayım.

virgüller arasında kalmak durumundayım

son olarak benimle babam arasında da artık bir nokta yok.

bu oldugumu sanıyorum.

-kim olduğunu sanıyorsun???

ve soru bir muhattap doğurur.bir katil doğurmasını nasıl istiyorum bilemezsiniz.

ve en önemlisi o ağzınızı kıçınıza dikeceğimi duyuruyorum.

kim olduğumu sanıyorum?

yargısız bir domuz olmayı yeğleyecek birisi.şu küvette bir 50 sene rica ediyorum.verirler mi acaba.saçlarımı yok etmeliyim bilhassa.dikkat çekebilir.öyle bir renge bürünmeliyim ki bu manyaklık yerini biraz yağmur sesine bıraksın.

beyler.yoruluyorum şu lanet deliklerinizi kapatırsanız iğrenç koku yayılmayacaktır.bir sürü koynunuza girmeye yeltenmedim diyemem.bunu susarak yaptım.bunu herkesden fazla susarak herkesden daha çok bağırarak yaptım.sizi bir gece uyandırmadan öldürmek için fırsat kolladım.

gözlerinizi kapatıp yapacağım işimi.böylece bir mahkeme yada çoğulluğunuzu tecrübet etmek zorunda kalmayacağım.

kim olduğumu sanıyorum?

ben sizi öldürecek kişiyim.davet üzerine geldim.katililiniz olduğumu sanıyorum.

had bildirecek uzvunuzu lütfen uzatınız.biraz ortalığı şenlendirelim.